Murat Çobanoğlu
Âşık Murat Çobanoğlu’nun Hayatı
Âşık Murat Çobanoğlu, 1 Kasım 1940 tarihinde Kars’ın Kaleiçi Mahallesi’nde
doğmuştur. Kars’ta doğmuş ve büyümüş olmasına rağmen dedesinin mezarının
bulunduğu Arpaçay’ın Koçköyü’nü kendi köyü olarak kabul etmiştir. Babası Âşık
Gülistan, annesi ise Çıldırlı Arif Efendi’nin kızı Lale Hanım’dır. Dedesi Sadık Ağa,
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesinde Revan bölgesinden Anadolu’ya gelip
Arpaçay’ın en büyük köylerinden biri olan Koçköyü’ne yerleşen Türk ailelerdendir.
(Kafkasyalı, 1988:13-18).
Murat Çobanoğlu, bir buçuk yaşındayken annesini kaybetmiştir. Babası ve
akrabalarının gözetiminde büyüyen âşık, evin en küçüğü olması sebebiyle babasının
ilgisini çokça görmüştür. Babasıyla düğünlere giden Çobanoğlu’nun âşıklık
geleneğine sevgisi artmış, onda saza ve söze karşı ilgi uyandırmıştır. 1947-1948
öğretim yılında Kars Gazi Ahmet Muhtar Paşa İlkokuluna kayıt olmuştur. 1952 yılında
ilkokulu bitiren Çobanoğlu’nu babası Kars Merkez Ortaokulu’na kayıt ettirmiştir.
Ancak o, babası Âşık Gülistan’ın çırağı olmayı okumaya tercih etmiş ve ortaokula
devam etmemiştir. Babasıyla düğünlere gidip türküler ezberleyen âşık, babasının
davranışlarını kavramaya çalışmış ve böylece âşık meclislerine adım atmıştır.
(Kafkasyalı, 1988:18-19).
1947’de okul hayatına başlayan Çobanoğlu, 1952’de ilkokulu bitirdikten uzun
bir süre sonra 1987’de ortaokulu, 1992’de liseyi dışarıdan bitirerek diploma almıştır
(Durbilmez, 2005:119).
Âşık Murat Çobanoğlu, saz çalıp şiir söylemeye 1952 yılında rüyasında bâde
içmesinden sonra başlamıştır. Çobanoğlu:
“Kayanın dibindeki gözeden su içtim. Çimenlerin üzerine uzanıp çiçekleri
koklarken uyumuşum. Rüyamda bir sedirde oturan üç derviş gördüm. Dervişlerden
birisi su verdi. Suyu içtim, içim yanmaya başladı. Onun bâde olduğunu anladım.
Öndeki derviş bana mühürlü bir fermanı okuttu. Daha sonra birlikte Kur’an’dan
ayetler okuduk. Uyandığımda çeşmenin yanındaydım. Kendimi çok güçlü
hissediyordum. Hafızamda bazı şeylerin yer ettiğini anladım. Babamlar beni hayli
aramışlar. Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Babamlar beni bulduklarında bir şeyler
söylüyor, şiir gibi bir şeyler okuyormuşum. Babam üstadı Şenlik’in bâde içmesini
bildiği için benim durumumu anlamış ve beni korumaya almış. Haram bir şey yer
maneviyatımı zedelerim diye kırk gün beni yanından ayırmamış. Daha sonra başımdan
geçenleri şiirle söyledim. Bu şiirler ilk deyişlerim oldu.” şeklinde rüyasını ifade
etmiştir (Kafkasyalı, 1998:37).
Âşık Edebiyatında, bâde içmek önemli bir kıstas olarak kabul edilmektedir.
Âşıkların sınıflandırılmasında bir nitelik olarak görülmekte ve âşıklar arasında bâde
içenler bu özellikleriyle övünmekte, bâde içmeyenleri küçümsemektedirler. Bâde
içmek âşıklar için Allah tarafından bir lütuf olarak kabul edilmektedir (İçel, 2009:19-
21).
Deryâmî, Sarıkamışlı Dursun Cevlânî, Posoflu Müdâmî, Bardızlı Nihânî,
Kağızmanlı Cemal Hoca, Arpaçaylı Hâmit İlhâmî, Ardanuçlu Âşık Efkârî gibi
âşıkların Murat Çobanoğlu’nun yetişmesine katkı sağlamasının yanı sıra Âşık
Şenlik’in çırağı olan babası Âşık Gülistan’da Çobanoğlu’nun yetişmesindeki önemli
kişilerden olmuştur (Durbilmez, 2005:120).
1958’de Kars’ın Susuz ilçesine bağlı Kiziroğlu köyünden Şahbender Ağa ile
Havva Hanım’ın kızı olan Yıldız Hanım ile evlenen Çobanoğlu’nun, 1961’de Şentürk,
1968’de Nasibe, 1971’de Nesrin, 1980’de Ozan Umut isimlerinde çocukları doğmuştur (Kafkasyalı, 1988:19).
Âşıklığa ilk başladığı zamanlarda, Devranî ve Yananî mahlasını kullananan
Çobanoğlu, 1963 yılında Kars’ta yapılan âşıklar meclisinde Reyhanî’nin Yananî,
Devranî gibi mahlasların çok kullanıldığını, kendi soyadını mahlas olarak
kullanmasının daha uygun olacağını söylemesi üzerine Çobanoğlu mahlasını
kullanmaya başlamıştır (Enveri, Özkaya ve Alin, 2011:43).
Kars Radyosu’nda 1964 yılında “saz şairi” olarak çıkmaya başlayan Çobanoğlu,
Feyzi Halıcı tarafından 1966’dan itibaren Konya’da yapılan Türkiye Âşıklar
Bayramı’nın tamamına katılmış, jüri üyeliği yaptığı 1969-1970 yılları dışındaki
yarışmalarda “atışma”, “türkü”, “hikâyeli türkü”, “koçaklama” ve “usta âşıklar”
dallarında birincilikler kazanarak ödüller almıştır (Durbilmez, 2005:120).
Folklor alanında çeşitli çalışmalar yapan âşık, ozanlığının yanı sıra usta malı
eserleri de yayan, yaşatan ve koruyan bir sanatçıdır. 1985 yılında Konya’da yapılan
Halk Edebiyatı Folklor Seminerinde halk edebiyatı ve âşıklık geleneği konularında
bildiri sunarak sayısız halk hikâyesini sazıyla dile getirmiştir. Türkiye Âşıklar
Bayramı’nda dinleyicilerin büyük ilgisiyle karşılaşan ve ünü tüm ülkeye yayılan
Çobanoğlu, ülkemizin her yerinde yapılan âşıklar şölenine davet edilmiştir (Halıcı,
1992:140).
Katıldığı Konya Âşıklar Bayramı’nda 1966’dan 1970 yılına kadar çeşitli
dereceler alan Çobanoğlu, 1966 yılında birincilik, 1967 yılında yine birincilik, 1968
yılında üçüncülük, 1970 yılında ise Reyhanî’nin ardından gelerek ikincilik ödülünü
almıştır (Özbey, 2015).
Murat Çobanoğlu “Kül Etmedi mi?” ve “Dön Baba” adlı türküleriyle iki defa
“Altın Plak Ödülü” ile ödüllendirilmiştir. 21 Ekim 1972 günü yapılan “Altın Saz
Yarışması’nda “Yılın Ozanı” seçilen âşık, özellikle atışma dalında başarı göstermiştir.
Şiirleri; Çağrı, Karseli, Türk Kültürü, Türk Edebiyatı, Türk Folklor Araştırmaları,
Çoruh gibi dergilerde yayımlanmıştır (Enveri, Özkaya ve Alin, 2011:52).
1972 yılında İran Şahı’nın davetlisi olarak Ceşt-i Hüner 2500. Yılı Şenlikleri’ne
katılmıştır. Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimize şölen yapmak üzere Başbakanlık
Kültür Müsteşarlığı, Kültür Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Konya Turizm Derneği tarafından çok kez yurt dışına gönderilmiştir. Berlin Belediye Başkanı’nın
davetlisi olarak 1987 yılında Berlin şehrinin 750. kuruluş yılı kutlamalarına katılmıştır.
Binlerce yıllık Türk âşıklık geleneğini İngiltere Kraliyet Sarayı’nda, Kuzey Kıbrıs
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kazakistan devlet başkanı Nur Sultan Nazarbayev’in
huzurunda da sergilemiştir (Durbilmez, 2014:67).
Şeref Taşlıova ile birlikte Japon NHK televizyonunun hazırladığı “İpek Yolu ve
Tarihin Altın İzleri” belgeselinde görev almış, Almanya’da ZDF, ATT ve Kanal
Avrupa televizyonlarında ve WDR radyosunda; İngiltere’de BBC radyosunda
programlara katılmıştır (http://www.edebiyatvesanatakademisi.com/asik-edebiyatiasiklar/murat-cobanoglu-hayati-ve-edebi-kisiligi-225.aspx).
Âşık Çobanoğlu, yüzden fazla plaket, otuzdan fazla altın madalya kazanmıştır.
Şeref Taşlıova ile birlikte 1990 yılında, Kültür Bakanlığı Sivas Devlet Türk Halk
Müziği Korosu’nda sanatçı olarak göreve başlamıştır (Aslan, 2016).
Yüz kırk beşten fazla âşık makamı bilen Murat Çobanoğlu “usta malı hikâyeler”
ve “tasnif ettiği” hikâyeler alanında da oldukça başarılıdır. Birçok halk hikâyesi ve
şiire sahip olan değerli ozanımız 26 Mart 2005 tarihinde akciğer rahatsızlığı teşhisiyle
tedavi gördüğü Ankara Tıp Fakültesi Hastanesinde ebediyete intikal etmiştir
(https://kockoy.tr.gg/Murat-COBANOGLU.htm).
Âşık Murat Çobanoğlu’nun Edebi Şahsiyeti
Âşıklık geleneğinin Türk dünyasındaki en önemli merkezlerinden biri olan
Kars’ta yetişen Murat Çobanoğlu, Türkiye’nin yanı sıra birçok ülkede de adından söz
ettirmiştir. Birçok ağız özelliğini şiirlerinde kullanan Çobanoğlu irticalen söylediği
şiirleriyle dikkat çekmiştir.
Murat Çobanoğlu, sadece saz eşliğinde doğmaca şiirler söyleyen bir âşık değil
aynı zamanda atışmaları ve hikâyeciliği ile de tanınan ve kendini kabul ettiren usta bir
âşıktır. Çobanoğlu şiirlerini 8’li, 11’li ve 15’li hece ölçüsüyle kaleme almış ve
genellikle koşma, türkü, destan, divan türünde şiirler yazmıştır. (Durbilmez, 2014:69).
Murat Çobanoğlu’nun şiirlerinde Türk insanının ahlâkı, vatan ve millet sevgisi,
peygamber ve Kur’an, tabiat unsurları, Atatürk ve bayrak, memleket meseleleri temaları sıkça yer bulmuştur.
1952 yılında meslek hayatına başlayan Çobanoğlu 1967 yılında Konya’da
yapılan Türkiye Âşıklar Bayramı’nda ve devam eden yıllarda üst üste birinci olunca
sesini geniş kitlelere duyurmuştur. Âşıklık geleneğine hevesli gençleri 1969 yılından
itibaren yanına çırak olarak almaya başlamış, çırak sayısı yükselmeye başlayınca 1971
yılında Kars’ta “Çobanoğlu Âşıklar Kahvesi’ni kurarak gençlerin yetişmesine
yardımcı olmuştur (Durbilmez, 2014:133).
Usta-çırak ilişkisinin yanı sıra âşıklık geleneğinin devam etmesi ve gelişmesi
adına önem teşkil eden “Çobanoğlu Âşıklar Kahvesi” geleneğin sürdürülmesinde
önemli rol oynamıştır. Bütün imkansızlıklara ve engellere rağmen halk hikayeciliği,
âşıklarımızın fedakârlıkları sayesinde devam etmekte ve bu noktada “Çobanoğlu
Âşıklar Kahvesi ”nin yeri önem teşkil etmektedir (Kafkasyalı,1998:119).
Murat Çobanoğlu’nun ölümünden sonra Âşıklar Kahvesi etkisini yitirmeye
başlamıştır. Donat, Kars’a yaptığı ziyaretinde Çobanoğlu Âşıklar Kahvesi ile ilgili
şunları söylemiştir: “Çobanoğlu Âşıklar Kahvesi Ramazan’da sahura kadar açıkmış.
Herkes iftardan sonra gelir, âşıkların atışmasını dinlermiş. Şimdi ne kahvenin eski
havası kalmış ne de âşıkların eski heyecanı” (Donat, 2006).
Âşıklık geleneğinde, her âşık kendinden sonra bu sanatı devam ettirmesi için
çıraklar yetiştirir. Çobanoğlu bu görevi üstlenerek çokça âşık yetiştirmiştir. Anili
Hakkı Viranî, Âşık Mürsel Sinan, Arif Tellioğlu, İlgar Çiftçi, Halis Altunbey Murat
Çobanoğlu’nu usta olarak benimsemişlerdir.
Çobanoğlu, doğmaca şiir ve deyiş olmak üzere türkü, destan ve diğer şiir
türlerini söylemekle kalmayıp âşıkların imtihanı durumundaki “atışma” dalında da
başarılı örnekler sunmuştur. Atıştığı âşıklar arasında; Hamit İlhamî, Posoflu Sabit
Müdâmî, Alvarlı Reyhanî, Şeref Taşlıova, Rüstem Alyansoğlu, Torunî, Sümmanoğlu,
Ummanî, Dursun Cevlânî, Efkârî, Nihânî, Arif Hikmetî, Abdulvahap Kocaman, Kul
Mustafa, İsmail Azerî, Mevlüt İhsanî, Göksunlu Hûdâî, Kadirlili Feymânî, Sivaslı
Sefil Selimî, Hasan Selmânî ,Muharrem Semaî, Hacı Karakılçık, Gül Ahmet, İmâmî,
Nevcihan Özmerî, Ummanî Can, Mustafa Ruhanî, Nuri Çırağî, Nuri Merâmî, Murat
Yıldız, Şavşatlı Deryâmî, Artvinli Pervarî, Musa Merdanoğlu, Zülfikâr Divanî, Nuri Şahinoğlu, Hasretî ve Eminî vb. âşıklar yer alır (Durbilmez, 2014:142).
Kars Belediyesi her yıl 6-7-8 Mayıs tarihlerinde Âşık Murat Çobanoğlu anısına
Âşıklar Bayramı düzenlemektedir (https://www.turkedebiyati.org/muratcobanoglu.html).
Âşık Murat Çobanoğlu’nun Eserleri
Âşık Murat Çobanoğlu şiir, türkü, hikâye gibi birçok alanda eser vermiş ayrıca
birçok âşıkla ikili, üçlü, dörtlü ve atılı atışmaları tespit edilmiştir.
Şiirleri
Murat Çobanoğlu 8’li, 11’li ve 15’li hece ölçüleriyle şiirler yazmıştır. Çok
sayıda şiiri olan âşığımızın bazı şiirleri şunladır: Âşık Şenlik’e Ağıt, Eden Dünya,
Ankara Methiyesi, Zalim Gurbet, Oğul Babayı Tanımaz, Vatanım Oy, Gelen Dertli
Giden Dertli, Utanmadın Arsız Gönül, Ordumuz, Âşık Olamaz Olamaz, Faydası Yok,
Ölümü Hatırlasana, Sudur, Karaoğlan, Seyrânî, Ağrı, Gap Destanı, Türk Süngüsü,
Kıbrıs Destanı, Gelen Gider Giden Gelmez, Mümkün Müdür, Bilir, Kabristan Olur,
Af Çıkacak İnşallah, Ölen Ölene, Çalmayınca Söyleme, İmanımız, Ağlarsın Bacım,
Vatan Millet Yunus Emre Sevgisi, Kıyam Etti, Bütün Arzuhalimi Sana Bildirdim,
Destiye Döndüm, Taş mıdır Yârim, Yaradan, Koçağı Kars’ın, N’olur Bu Civanlar
Vurulmasınlar, Unvanımız Var, Anadır (Kafkasyalı, 1998:131-347).
Hikâyeleri
Saz şairliği geleneğinin güçlü temsilcisi olan Murat Çobanoğlu, halk
hikâyeciliğinde de önemli bir yere sahiptir. Usta malı eserleri yaşatıp ve yaymanın
yanında halk hikâyeciliğine yeni eserlerde katmıştır. Çobanoğlu yüz kırk altıdan fazla
makam bildiğini ifade etmiştir.
Murat Çobanoğlu, babası ve aynı zamanda ustası olan Âşık Gülistan sayesinde
hikâye anlatmada oldukça başarılıdır. Öğrenme hevesiyle ve uysallığıyla âşıklar
arasında sevilmiş, diğer âşıklardan farklı olma tutkusuyla özgün türküler ve şiirler
söylemeye önem göstermiştir. Babası Âşık Gülistan’ın dışında Şavşatlı Deryamî,
Sarıkamışlı Dursun Cevlanî, Posoflu Müdâmî, Bardızlı Nihânî, Kağızmanlı Cemal Hoca, Arpaçaylı Hamit Hoca, Ardanuçlu Efkârî gibi âşıklar yetişmesine katkıda
bulunmuşlardır (Durbilmez, 2014:132).
Murat Çobanoğlu’nun tasnif ettiği hikâyeler şunlardır: Saraç İbrahim, Hamit
Han ile Melek Sultan, Ahmet ile Mehmet, Cünun ile Dertli Sultan, Murat Han ile Peri,
Adil Şah ile Lale Sultan, Pervane, Emri Eraslan, Âşık Tüccârî, Bayburtlu İrşâdî, Yaralı
Şahin, Diyarbakırlı Hüseyin.
Çobanoğlu tasnif ettiği hikâyelerin birkaç katı kadar da halk hikâyesi
bilmektedir. Âşık meclislerinde ve düğünlerde anlattığı hikâyeler ise şunlardır: Necip
ile Telli, Alkan ile Peri, Asuman ile Zeycan, Âşık Garip, Deli Kurt, Emrah ile Selvi,
Hasta Hasan, Hüseyin Bey, Kerem ile Aslı, Köroğlu İlk Kol, Köroğlu-Bolu Beyi,
Köroğlu-Hasan Paşa, Köroğlu-Kiziroğlu Kolu, Köroğlu-Son Kol, Köroğlu-Hasan
Bey, Melik Şah, Salman Bey, Seyfi bin Zülyezen, Şah İsmail, Tahir ile Zühre, Yaralı
Mahmut, Yusuf ile Zeliha (Kafkasyalı, 1998:122).
Karşılaşmaları
Âşık Murat Çobanoğlu ülkemizde ve ülkemiz dışında yapılan birçok yarışma,
festival ve âşık meclislerine katılmış ve buralarda karşılaşmalar yapmıştır. İkili, üçlü,
dörtlü ve altılı atışmalar şeklinde karşılaşmaları vardır. Atışma yaptığı bazı âşıklar
şunlardır: Şeref Taşlıova, Müdâmî, Yaşar Reyhani, Rüstem Alyansoğlu, Efkârî,
Deryamî, Ümmanî, Mevlüt İhsanî, İlhamî, Nuri Çırağî, Arif Hikmetî, Abdulvahap
Kocaman, Kul Mustafa, İsmail Azerî, Nuri Merâmî, Murat Yıldız, Şavşatlı Deryâmî,
Artvinli Pervarî, Musa Merdanoğlu, Zülfikâr Divanî, Nuri Şahinoğlu, Hasretî ve Eminî
bulunmaktadır (Kafkasyalı, 1998:346-457).
Plak, Kaset ve CD Çalışmaları
Murat Çobanoğlu, birinci Altın Plak Ödülü’nü “Kül Etmedi mi?” türküsü ile
ikinci Altın Plak Ödülü’nü ise “Dön Baba” adlı türküsü ile almıştır (Özbey, 2015).
“Kiziroğlu” türküsüyle adını geniş kitlelere duyuran Murat Çobanoğlu, bu
plağıyla satış rekorları kırmıştır. Saim Sakaoğlu o günleri: “İşte o günlerde
Çobanoğlu’nun bir plağı satış rekorları kırıyordu. Yüz binlerce satan o plakta merhum, Kiziroğlu Mustafa Bey’i okuyordu. Hiç unutmuyorum belgesi arşivimdedir;
bu plağın dönemin en çok satan gazetelerinin günlük eklerinde kocaman reklamları
çıkıyordu. Bir Karslı âşığın günlük gazetelerde fotoğraflı ve çok renkli reklamları
çıkıyordu.” şeklinde dile getirmiştir (Sakaoğlu, 2005).
Murat Çobanoğlu’nun iki altın plağının yanında doksan kadar albümü
bulunmaktadır. Bazıları şunlardır: Biri Ana Biri Baba (2000), Cünun ile Dertli Sultan
Hikâyesi (2002), İlhamî Demir Atışması (2001), Kiziroğlu Mustafa Bey (2000), Yollar
Kocalır (2000), Saraç İbrahim ile Lale Sultan Hikâyesi (2002), Âşık Reyhanî Atışması
(2000), Bağışla Beni (2002), Ahmet ile Mehmet’in Öyküsü (2000), Şeref Taşlıova
Atışması (2001), Rüstem Alyansoğlu Atışması (2001), Nuri Çırağî Atışması (2000),
Bu Can Yaralı (2000) vb. (Enveri, Özkaya ve Alin, 2011:56).
MAHLASLARI
1965'e kadar Devrani, 1967'ye kadar Yanani, ondan sonra da Çobanoğlu takma adını kullandı.
1968-1987 yılları arasında çıkardığı yirmiye yakın plak ve kaseti vardır. 2 tane de altın plağı
bulunmaktadır. Kiziroğlu türküsünü tüm Türkiye'ye tanıtmıştır. Son yıllarında televizyon
programlarında Karapapak ağzıyla söylediği türküleriyle herkesin beğenisini kazandı.
Çobanoğlu'na ilişkin Ali Kafkasyalı'nın hazırladığı Aşık Murat Çobanoğlu, Hayatı-SanatıEserleri (1998) adlı bir kitap bulunmaktadır.
26 Mart 2005 tarihinde Ankara'da vefat etti ve memleketi Kars'ta toprağa verildi.
Kars Belediyesi her sene 6 Mayıs-7 Mayıs tarihlerinde anısına Murat Çobanoğlu Aşıklar
Bayramı düzenlemektedir.
ALBÜMLERİ
1 - Ahmet İle Mehmet’in Öyküsü - 1.Kısım (2000)
2 - Ahmet İle Mehmet’in Öyküsü - 2.Kısım (2000)
3 - Aşık Reyhani Atışması (2000)
4 - Aşık Reyhani Atışması - 2 (2000)
5 - Bağışla Beni (2002)
6 - Biri Ana Biri Baba (2000)
7 - Bu Can Yaralı 82000)
8 - Cünun İle Dertli Sultan Hikayesi 1 (2002)
9 - Cünun İle Dertli Sultan Hikayesi 2 (2002)
10 - Erir Gider (2002)
11 - İlhami Demir Atışması (2001)
12 - Kiziroğlu Mustafa Bey (2000)
13 - Nuri Çırağı Atışması (2000)
14 - Rüstem Alyansoğlu Atışması (2001)
15 - Saraç İbrahim İle Lale Sultan Hikayesi 1 (2002)
16 - Saraç İbrahim İle Lale Sultan Hikayesi 2 (2002)
17 - Saraç İbrahim İle Lale Sultan Hikayesi 3 (2002)
18 - Saraç İbrahim İle Lale Sultan Hikayesi 4 (2002)
19 - Şeref Taşlıova Atışması - 1 (2001)
20 - Şeref Taşlıova Atışması - 2 (2001)
21 - Şeref Taşlıova Atışması - 3 (2000)
22 - Yollar Kocalır (2000)
Bütün Şiirleri
Ab-ı Çeşmin (Hasta Hasan Divanı) ,Aheste aheste yürür Diline kurban olduğum
Akşamdı Ezan Vahdı, Allah'ım (Kudret Kapısının), Aşık Olamaz Olamaz
Aşık Şenlik'e Ağıt, Aynasına (Gençlik Elden Gitti), Bahar (Hazırlanmış Herkes)
Bak Leyle-i Kadir Cuma Gününde ,Ben bir bülbül idim canan bağında
Ben Gezmeden Bu Dünyayı Yoruldum, Beni yerden yere vuran sen misin
Bilmiyor (Yirminci Asırın Sonuna) 1, Bir Uğra (Name Gider İsen), Bizim Ele (N'olur Dünya)
Boyun Eğer (İnsan Dedikleri), Bundan Sonra (Faydası Yok) ,Canımı Canana Kurban Eylerim,
Cumhuriyet Destanı ( Murat Çobanoğlu), Çalmayınca Söyleme, Çobanı İncitmesin
Dağlar (Esmedi Mi Seher Vaktinde), Dayanılır Mı (Bu Nasıl Alemdir),Derdin Çok Fazladır
Ağlarsın Bacı
Dertli Bülbül (Kerem Güzellemesi), Dön Baba (Almanya), Dünya (Söyleyemem Halim)
Etmedi Mi (Neyine Güvenem) 2, Eylesin (Ey Rüzgar Söyle Derdim), Gap Destanı
Gece Yarısı Bu derdimi bilmem kime söyleyim, Gel ağlama deli gönül Gün doğmadan neler
olur
Gel Gör Halimi Vücudum sızlıyor her yanım yara, Gelmedi (Hak Emriyle), Gerçemeyecen
Mi
Gör, Gör (İnsan Dedikleri), Gösterdi (Yirmi Beş Aralık), Gözler Gider, Gözlerin (Havam Ey
Karanlık), Gümanın Mı Var, Güvenmem, Güvenmem (Böyle Midir Dünya), Haber Yok
(Boşuna Mı Geçti)
Hasret Misin, Hasrettir (Dertli Gönül), Hesabını Soracak, İrevan'ın Dik Yokuşu, İster Benden
İster Benden (Sevdiğim Yar Bana), Kalkan Gibi (Beraber Gidelim), Kimde Var (Divan)
Kuzu Yok (Gönlümün Dağını), Mevla'm Emreylese Gökte Güneşe , Müdami'ye Ağıt
Mümkün Değil (Feleği Sakı), Nasihat (Yar Oynamasın), Neyine Güvenem Yalan Dünyanın
OĞUL , Oğul Babayı Tanımaz, Okuma Destanı, Olacak (Bunca Benlik Etme)Olmalı (Seni Bu Alemde), Öğretmen, Öğretmen (Ana Baba Gibi), Perdeye Yazdım
Samanı Gibi, Sevda hançerini aldın eline ,Sevdiğim (Ben Deyim Derdimi)
Sonu Kabristandadır, Sökebilmedim (Sevda Dedikleri), Sudur (Bütün Yaraların)
Şanlı Kars'ımız, Taş Mıdır Yarim, Turnalar (Eşizden Mi Ayrılmışsız)
Türkiye'm Cennet Gibidir, Uçtu Da Gitti, Ünvanımız Var, Üstüne (Bağban Olan)
Vatan Millet Yunus Emre Sevgisi, Yakar Mı Yakar, Yan Canım (Bir Bağa Ki)
Yar Oynamasın Gözeller yığılıf toya gedeller, Yaradan (Bir Dua Edim), Yirminci Asırın
Sonuna (Bilmiyor)
Yirminci asırın sonuna kaldık, Yorulma (Babaların Sözü), Yüküm Cevherlerle Dolu, Zar
mıdır?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder